Günümüzde iş yerleri sadece hedeflerle değil, artan stres ve kaygı düzeyleriyle de mücadele ediyor. Yapılan global araştırmalar, Türkiye’de çalışanların dünya ortalamasına kıyasla çok daha stresli, öfkeli ve hüzünlü olduğunu ortaya koyuyor. Kurumsal esenlik alanında faaliyet gösteren Wellbees’in verileri ise bu tabloyu doğrular nitelikte: Psikologlara “kaygı” nedeniyle başvuran çalışan sayısı her yıl artış gösteriyor.
Özellikle ekonomik belirsizlikler, hızla değişen iş koşulları ve artan performans beklentileri; çalışanlarda tükenmişliği tetiklerken, yöneticiler üzerinde de ciddi baskı yaratıyor. Gallup’un 2025 tarihli Küresel İş Yeri Durumu Raporu’na göre, dünya genelinde her 100 çalışandan 40’ı yüksek stres altında olduğunu belirtirken, Türkiye’de bu oran %69’a çıkıyor. Öfke oranı dünya genelinde %20’yken Türkiye’de %40, hüzün duygusu ise globalde %20, Türkiye’de %30 seviyelerinde.
Wellbees’in verileri de çalışanların ruhsal yükünü gözler önüne seriyor. 2023’te romantik ilişkiler ve evlilik konularından sonra ikinci sırada yer alan “kaygı”, 2024’te birinci sıraya yükseldi. Bu yılın ilk altı ayında ise psikolojik destek arayan her beş kişiden biri, başvuru nedeni olarak kaygıyı gösterdi.
Orta Kademe Yöneticiler Sıkışmış Hissediyor
Çalışanlardaki bu duygusal çalkantı yalnızca alt kademe ile sınırlı değil. Orta düzey yöneticiler—müdürler, direktörler—de iki yönlü bir baskı altında: Alttan esenlik ve anlayış bekleyen ekipleri, üstten ise performans baskısı uygulayan yönetim kademesi. Wellbees kullanıcılarının %15’ini oluşturan yöneticiler, son dört yıldır ekiplerine kıyasla daha kötü hissediyor. Gallup’un verilerine göre, yönetici bağlılığı yalnızca pandemi döneminde ve geçen yıl olmak üzere iki kez ciddi düşüş yaşadı.
Deloitte’un global araştırması ise, üst düzey yöneticilerin en az ekipleri kadar stresli ve kaygılı olduğunu, depresyon ve yalnızlık hissinin ise daha yoğun yaşandığını ortaya koyuyor. İngiltere’de yapılan bir başka araştırma da yöneticilerin ekipleri üzerindeki psikolojik etkisinin neredeyse bir eşin etkisi kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Wellbees’in verileri ise yöneticinin ruh hali ile ekip mutluluğu arasında sadece %5’lik bir fark olduğunu; yani yöneticinin modunun doğrudan takıma yansıdığını ortaya koyuyor.
“Mutlu Yönetici, Mutlu Ekip” Formülü
Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu, bu ruhsal dengenin yalnızca mutluluğu değil, şirketlerin kârlılığını da etkilediğini vurguluyor:
“Bir şirketin çalışanları genel olarak mutlu olabilir. Ancak tek bir mutsuz yönetici bile kendi ekibinin moralini aşağı çekebilir. Bu da genel ortalamayı etkiler. Tam tersi de geçerli: Mutlu bir yönetici, ekibini de yukarı taşır. Yöneticiler, iki cepheden baskı görüyor. Bu durum sürdürülebilir performansın önündeki en büyük engel.”
Abacıoğlu’na göre bu tablo, sadece moral değil, doğrudan finansal bir soruna dönüşüyor. “Kaygı ve stres düzeyi yüksek olan ekipler bir noktadan sonra tükeniyor. Performans sürdürülemiyor. Bu nedenle çalışanlarını ve yöneticilerini desteklemeyen şirket, aslında kendi kârını riske atıyor” diyor.
Kontrolcü Yaklaşım Güveni Sarsıyor
İş dünyasında başarıya giden yolda psikolojik güvenlik ve anlam duygusunun büyük önem taşıdığını belirten Abacıoğlu, Türkiye’deki yaygın “her şeyi kontrol etme” anlayışının ekiplerde güvensizlik yarattığına dikkat çekiyor:
“Çalışanlar artık yalnızca maaş değil, değer gördükleri bir ortam arıyor. Kontrolcü yaklaşım, ekiplerin motivasyonunu düşürüyor ve bağlılığı zedeliyor. Bu yüzden şirketlerin hem kapsayıcı ve empati temelli bir kültür oluşturmaya hem de yöneticilerinin yükünü paylaşmaya odaklanmaları gerekiyor.”
Wellbees olarak bu sürece katkı sunmak için yalnızca çalışan değil, lider esenliğine de odaklandıklarını belirten Abacıoğlu, şirketlere özel liderlik ve esenlik programları düzenlediklerini ekliyor.

