İZTO Başkanı Özgener: Enflasyonu Düşürmek İçin Ödenen Bedel Artıyor

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, enflasyonu kontrol altına almak için katlanılan maliyetlerin giderek büyüdüğünü belirtti. Özgener, özellikle üretim odaklı iş dünyasının enflasyonla mücadelede ciddi bir yük taşıdığını söyledi.

Ekim ayı meclis toplantısında konuşan Özgener, son 2,5 yıldır uygulanan ekonomik programın birçok kazanım sağladığını ifade etti. “Enflasyonu düşürmeyi hedefleyen bu programı sahiplenmemiz gerekiyor. Çünkü enflasyon, hem ekonomik verimlilik açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor hem de gelir adaleti üzerinden toplumsal barışı etkileyebiliyor,” dedi. Özgener, program kapsamında Kur Korumalı Mevduat sisteminin kademeli olarak sona erdirilmesini, Merkez Bankası rezervlerinin güçlendirilmesini, cari açığın daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulmasını ve kayıt dışı ekonomiyle etkin mücadeleyi önemli gelişmeler olarak değerlendirdi.

Özgener, en önemli kazanımın ise toplumsal ve kurumsal düzeyde enflasyonun düşürülmesinin zorunlu olduğuna dair inancın güçlenmesi olduğunu vurguladı. “Toplumun her kesimi enflasyonun düşmesini istiyor. Ancak gelinen noktada, bunun için ödenen bedel de büyüyor. Özellikle üretim odaklı iş dünyası bu süreçte ciddi maliyetlere katlanıyor,” diye ekledi.

“Emek yoğun sektörlerden olumlu sinyal gelmiyor”

KOBİ’lerin düşük faiz ve kolay finansmanla ayakta kalabileceğini dile getiren Özgener, üretim yapan sektörler arasındaki performans farklarının dikkate değer olduğunu söyledi. “Ulaşım araçları ve otomotiv gibi sanayi üretimini destekleyen sektörlerden olumlu işaretler alıyoruz. Ancak ihracata dayalı emek yoğun sektörlerden beklentilerin gerisinde kalan sinyaller var. Sanayi üretiminin tüketim artışının gerisinde kalması kaygı verici. Arz tarafındaki kısıtlar fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor; kapasite düşüşleri maliyetleri artırarak enflasyonist süreci besleyebilir. Bu nedenle tedarik zincirindeki maliyetler ve arz kısıtlarının etkilerini yakından izlememiz gerekiyor.”

“Para politikası tek başına yeterli değil”

Para politikasının fiyat istikrarını tek başına sağlayamayacağını ifade eden Özgener, sürdürülebilir büyüme ve ekonomik programın başarısı için yapısal adımların şart olduğunu söyledi.

“Teknolojik dönüşümü hızlandırmak, iş gücü verimliliğini artırmak, kredi politikalarında seçici olmak, verimsiz şirketleri sistemden çıkarmak ve büyümeyi yalnızca tüketime dayandırmamak gerekiyor. Yatırım ortamını iyileştirmek, güveni güçlendirmek ve belirsizliği azaltmak şart. Enflasyonla mücadele süreci ise üretim kapasitesine zarar vermeden, iş gücü ve yatırımları koruyacak şekilde yürütülmeli. Sadece Merkez Bankası politikalarına dayanmak, maliyetleri sektörler ve gelir grupları arasında adaletsiz dağıtıyor.”

Özgener, Merkez Bankası’nın 23 Ekim’de politika faizini yüzde 40,5’ten yüzde 39,5’e indirdiğini hatırlatarak, enflasyonun temel eğiliminde artış ve dezenflasyon sürecinin yavaşladığını kaydetti. “Karar metninde, enflasyondaki düşüş sürecine yönelik risklerin belirginleştiği açıkça ifade edildi. Merkez Bankası’nın ihtiyatlı iletişimi, para politikasının tek başına fiyat istikrarı sağlamada sınırlı etkiye sahip olduğuna dair önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Ekonomik belirsizliklerin kalıcı olarak azalması ve dezenflasyon sürecinin başarıyla tamamlanması için, para politikasını destekleyen bütüncül ve eşgüdümlü adımlar gerekiyor,” dedi.