İçeriğe geç
31 Ekim 2026, Cumartesi Son DakikaSon Depremler
İş Dünyası ve Kariyer Platformu
Piyasalar
Dolar 49,9589 ▲ %0,07Euro 55,8121 ▼ %0,26Sterlin 67,0067 ▲ %0,11Gram Altın 6.222,90 ▼ %3,56Çeyrek Altın 10.274,06 ▼ %3,37Cumhuriyet Altını 42.398,00 ▼ %3,03Bitcoin $77.176 ▼ %1,67
08:27
Kültür-Sanat

Alın Yazısı ve Kader Algısı Üzerine Psikanalitik Bir Bakış

Balıkçılar Kahvesi'ndeki radyoda çalan türküdeki alın yazısı vurgusu, insan hikâyelerinin çoğunun aynı noktada tıkanıp kalmasını ve bu ifadenin her şeyi aç...

Suzan Göktürk 28 Ekim 2026 Haber Saati: 04:26 2 dk okuma
Alın Yazısı ve Kader Algısı Üzerine Psikanalitik Bir Bakış
Alın Yazısı ve Kader Algısı Üzerine Psikanalitik Bir Bakış
Paylaş in
İş İnsanları'nı Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.

Balıkçılar Kahvesi’ndeki radyoda çalan türküdeki alın yazısı vurgusu, insan hikâyelerinin çoğunun aynı noktada tıkanıp kalmasını ve bu ifadenin her şeyi açıklayan bir sığınak olarak görülmesini akıllara getiriyor. Kaderci ve teslimiyetçi yaklaşımın arkasında, aynı hikâyeyi defalarca kurma çabası yer alıyor. İnsan kendi alnını doğrudan göremezken, alın yazısı başkalarının okuması için yazılmış gibi bir anlam taşıyor.

Sigmund Freud’un Haz İlkesinin Ötesinde adlı eserinde ele aldığı üzere, koruduğu herkes tarafından terk edilen hayırsever, dostluğu ihanetle biten adam veya aşkı hep aynı yerde kopan âşık gibi hayatlar talihsizlikten ziyade kişinin kaderini kendi elleriyle yeniden kurmasıyla ilgilidir. İnsan, hatırlayamadığı geçmişini yaşayarak tekrarlar; her seferinde ilk kez oluyormuş gibi aynı umudu taşır. Bu döngünün kırılması ve kişinin öğrenebilmesi için ise bir ötekinin varlığına ihtiyaç duyulur.

Peter Fonagy, Robbie Duschinsky ile Sarah Foster’ın Mentalizing and Epistemic Trust kitabında yer alan hikâyesinde on dört yaşında dil bilmeden Londra’da okula gönderilmiş, hırpalanmış ve ölmeyi düşünecek hale gelmişti. Bir çocuk analistiyle çalışmaya başlayan Fonagy, eski bir Ford Anglia arabasını ve seans boyunca bunun ne kadar harika olduğunu anlattığı anı paylaşmıştı. Terapistin arabaya bakıp gerçekten harika bir araba olduğunu söylemesiyle Fonagy, birinin onu gerçekten gördüğünü hissettiğini belirtmişti. İnsan, karşısındakinin kendisini gördüğünü hissettiği an başkalarından öğrenmeye açılırken, görülmeyen insan kimsenin anlattığına inanmıyor ve kader kavramı genel cümlelerin en geneli olarak masumiyetin son sığınağı haline geliyor.

Çocuk ruh sağlığında bebek odasında dolaşan hayaletler kavramı, annenin kendi çocukluğunda yaşayıp hatırlamadığı şeyleri farkında olmadan çocuğuna aktarmasını ifade ederken; Alicia Lieberman aynı odada meleklerin de dolaştığını belirtmiştir. Küçükken sevilmiş, anlaşılmış ya da güvende hissettiği özel bir anı hatırlayabilen annelerin çocuklarında olumsuz döngülerin daha az görüldüğü saptanmıştır. Benzer şekilde Fyodor Dostoyevski de Kumarbaz romanını borcunu kapatmak için yirmi altı günde stenografa dikte etmiş, kazandığında masadan kalkmayıp her şeyi kaybettiğinde yazabilmiştir. Freud’a göre bu durum kazanma umudundan çok ceza ödemeye benzetilirken, Dostoyevski 1871 yılında her şeyini kaybettiğinde karısına kötü hayalin gittiğini belirterek bir daha oynamamıştır.

Toplumsal hayatta da acı çekenler kader diyerek dayanmaya çalışırken, Soma’da haklarını alamayan madenciler gibi kriz durumlarında veya facialar sonrasında kullanılan ifadeler hesabı kapatma işlevi görebiliyor. Alın yazısı silinmez bir metin olmaktan ziyade başkaları tarafından okunmayı bekleyen, insanın kendi alnında göremediği ancak karşısındaki bir başka göz tarafından düz okunabilen bir yapıyı temsil ediyor.

Kaynak: Birgün · Etiketler: , , , , ,

İş İnsanları'nı Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.

İlginizi Çekebilir